Benî Sâide'nin örtmesinde toplanan Ensar: " Muhammed aleyhisselamdan sonra bu işe Sa'd b. Ubâde'yi vekil yapalım! " dediler.

Sa'd b. Ubâde'yi hasta olduğu halde oraya getirdiler.

Sa'd b. Ubâde, oğluna veya amcasının oğullarından bazılarına: " Ben söyleyeceklerimi hastalığımdan dolayı cemaatin hepsine söyleyip işittiremeyeceğim! Fakat, benim sözümü işiten onu işitemeyenlere ulaştırsın! " dedi. Sa'd b. Ubâde konuştukça, konuşmasını, birisi ezberleyip sesini yükselterek Sa'd b. Ubâde'nin adamlarına duyuracaktı.

Sa'd b. Ubâde Allah'a hamd-ü senada bulunduktan sonra şöyle konuşmaya başladı:

" Ey Ensar cemaati! Arap kabilelerinden dinde sizin gibi kıdeme ve İslâm'da üstünlüğe sahip bir kabile yoktur!

Muhammed aleyhisselam kavminin içinde on küsur yıl kalıp onları Rahmân'a ibadete, putlardan ayrılmaya davet etti. Kendisine, kavminden pek az kimselerden başkası iman etmedi.

İman edenlerise, ne Resûlullah aleyhisselamı, ne onun dininin şerefini, ne de kendilerini zulüm ve işkencelerden koruyabildiler! Allah sizi üstün kılmayı dileyince, size ikramda bulunup nimetini tahsis etti; Kendisine ve Resûlüne inanmayı, Resûlullah ile ashabını korumayı, Resûlullahı ve dinini güçlendirmeyi, düşmanlanyla savaşmayı size nasip etti!

İnsanlar içinde, O'nun düşmanlarına karşı sizden daha şiddetlisi, düşmanları üzerinde sizden daha ağır basanı yoktur! Araplar ister istemez Yüce Allah'ın emriyle düzeldiler, yola geldiler. En uzaktakiler bile İslâmiyetin hükmüne boyun eğdiler. Nihayet, Yüce Allah Resûlünü yeryüzüne sizin sayenizde hakim kıldı. Arapları Resûlüne sizin kılıçlarınızla yaklaştırdı. Allah, Resûlünü, sizden hoşnut ve gözünün içi güler bir halde Vefât ettirdi. Öyleyse, bu işe herkesten önce siz el atmalı, siz başlamalısınız!

Çünkü bu iş herkesten önce size aittir! " Benf Sâide sakîfesinde (örtmesinde) toplananların hepsi Sa'd b. Ubâde'nin teklifini kabul ettiler, görüşünü muvafık ve sözlerini yerinde buldular.

Ona: "Biz seni bu işe vekil yapmak hususundaki görüşümüzden vazgeçmeyeceğiz!

Çünkü sen bizim içimizde mü'minlerin razı olmalarına en elverişli bir zâtsın! " 448 dedikten sonra, aralarında ileri geri konuştular: " Eğer Kureyş muhacirleri kabul etmeye yanaşmazlar ve 'Biz Muhacirleriz! Resûlullahın ilk sahabileriyiz! Onun kabilesiyiz ve dostlarıyız! Onun Vefâtından sonra bu işte bizimle niçin tartışıyorsunuz?! ' derlerse ne diyelim?" dediler.

İçlerinden bazıları: " Biz de, 'Öyleyse bir emir bizden, bir emir de sizden olsun! ' deriz ve bu işten başkasına hiçbir zaman razı olmayız! " dediler.

Sa'd b. Ubâde, bunu işitince:  " İşte bu, gevşekliğin başlangıcıdır! " dedi. 449

Peygamberimiz aleyhisselam Pazartesi günü kaba kuşluk450 veya zeval vaktinde (öğleye yakın bir vakitte) Vefât etmişti. 451

O gün, bir Müslüman Hazret-i Ömer'in kapısını çalıp: " Ömer b. Hattab! " diyerek seslendi.

Hazret-i Ömer: " Biz şimdi meşgulüz! " dedi ve:  " Ne istiyorsun?" diye sordu.

Kapıyı çalan zât: " Senin muhakkak benim yanıma çıkman gerektir! İnşaallah, yine geri döneceksin! " dedi.

Hazret-i Ömer dışarı çıktı. 452

Gelen zât " Şu Ensar kabilesinden Sa'd b. Ubâde ile birlikte olanlar Benî Sâidelerin suffasında (örtmesinde) toplandılar. Eğer halkın işiyle sizler ilgilenecek iseniz, onlar işlerini büyütmeden, Resûlullah aleyhisselamın evinde techiz-tekfin işinden boşalmayı beklemeden önce, onların yanına yetişiniz! " dedi. 453

Hazret-i Ömer bu haber üzerine hemen Peygamberimiz aleyhisselamın evine vardı. O sırada Hazret-i Ebu Bekir orada bulunuyor, Hazret-i Ali de Peygamberimiz aleyhisselamın teçhiz ve tekfini işiyle uğraşıyordu:

Hazret-i Ömer, Hazret-i Ebu Bekir'e: " Yanıma çıkıver! " diye haber gönderdi.

Hazret-i Ebu Bekir: " Ben şimdi meşgulüm! " dedi. Hazret-i Ömer " Ortaya çok önemli bir iş çıktı! Kendisinin muhakkak bulunması lâzım! " diye içeriye tekrar haber saldı. Bunun üzerine, Hazret-i Ebu Bekir dışarı çıktı. 454

Hazret-i Ömer: " Haberin olsun ki; Ensar bu işi (halifelik işini) Sa'd b. Ubâde'ye tevdi etmek üzere toplanmışlar. Sa'd b. Ubâde'nin onlara söylediği sözlerden birisi de, 'Bir emir bizden, bir emir de Kureyşten olsun! ' sözü imiş! 455

Haydi, sen şimdi bizi şu Ensar kardeşlerimizin yanına götür!

Kendileri ne üzerinde duruyorlar, bir bakalım! " dedi. 456

Acele onlara doğru yollandılar. Yolda Ebu Ubeyde b. Cerrah'a rastladılar. 457

Hazret-i Ebu Bekir, Hazret-i Ömer ve Ebu Ubeyde b. Cerrah, üçü birlikte yürüyüp Benî Sâidelerin suffasına erişmek üzere gittiler. 458

Yolda, Ensardan iki salih zâta, Benî Aclanların kardeşi Uveym b. Sâide ile Ma'n b. Adiyy'e rastladılar.

Bunlar, Hazret-i Ebu Bekir ve arkadaşlarına: " Ey Muhacirler cemaati! Sizler nereye gitmek istiyorsunuz?" diye sordular. Onlar da: " Şu Ensar kardeşlerimizin yanına gitmek istiyoruz! " dediler.

Uveym ile Ma'n: " Ey Muhacirler cemaati! Onların yanına varmanız size tavsiye edilmez!

Onlara yaklaşmayınız ve işinizi kendi kendinize hallediniz! " 459

Hazret-i Ebu Bekir'e de: " Yüce Allah fitne kapısını seninle kapatacak ve temelli de açılmayacaktır!

Ensar, şu Sa'd b. Ubâde'ye Beni Sâidelerin suffasında bey'at etmek istiyor! " dediler. 460

Hazret-i Ömer: " Vallahi, onların yanına gideceğiz! " dedi ve gittiler.

Beni Sâidelerin suffasına vardılar. Hazret-i Ebu Bekir ve arkadaşları, Beni Sâidelerin suffasına vardıkları zaman, bir adamın461 sergi üzerinde, bir yastığa dayanmış, 462 elbisesine bürünmüş olduğunu gördüler.

Hazret-i Ömer: " Kim bu?" diye sordu." Sa'd b. Ubâde'dir! " dediler.

Hazret-i Ömer: " Onun nesi var?" diye sordu." Hastadır! " dediler. 463

Sa'd b. Ubâde hummaya tutulmuştu. 464 Oturdular. 465

Hazret-i Ebu Bekir: " Bu toplantıdan maksadınız nedir?" diye sordu. 466

Ensarın hatibi ayağa kalkıp şehadet getirdikten ve Allah'a hamd-ü senada bulunduktan sonra:

" Bizler, Allah'ın dininin yardımcıları ve derli-toplu İslâm askerleriyiz!

Ey Muhacirler cemaati! Sizler ise, bize nazaran azıcık bir cemaatsiniz! Ağıryürüyüşlüsünüz ve sayıca azınlıksınız! Hale bakınız ki; böyle bir cemaat bize ait bir işi ele geçirmek istiyor! " dedi ve sustu.

Hazret-i Ömer cevap vermeye davranınca, Hazret-i Ebu Bekir " Yavaş ol ey Ömer! " dedi.

Hazret-i Ömer, Hazret-i Ebu Bekir'in kendisinden daha ağırbaşlı , 467 daha bilgili. 468 daha yaşlı469 olduğunu bildiği için sustu. 470

Hazret-i Ebu Bekir, Sa'd b. Ubâde'ye: " Ey Ebu Sabit! Sen ne görüştesin?" diye sordu.

Sa'd b. Ubâde: " Ben de onlardan bir adamım! " dedi. (" Ben de onların görüşündeyim, " demek istedi. )471 Hubab b. Münzir: 472 " Bir emir bizden, bir emir de sizden olsun! 473

Ensarın dinî hizmeti yanında Muhacirlerin hizmeti az birşey kalır! " dedi.

Hazret-i Ömer: " Asıl Muhacirlerin dinî hizmeti yanında Ensarın hizmeti az birşey kalır! " dedi.

Hubab b. Münzir, Hazret-i Ömer'in sözünü reddetti. 474

Hazret-i Ömer: " Ey Ensar cemaati! Resûlullah aleyhisselamın halka namaz kıldırmaya Ebu Bekir'i memur ettiğini bilmiyor musunuz?" diye sordu. Ensar " Evet! Biliyoruz! " dediler.

Hazret-i Ömer: " Bundan sonra, Ebu Bekir'in önüne geçmeye hanginizin gönlü razı olur?" dedi.

Ensar: " Ebu Bekir'in önüne geçmekten Allah'a sığınırız! " dediler. 475

Beşir b. Sa'd: " Bu iş bizim aramızda üblüme gibi iki eşit parçadır! " dedi.

Hazret-i Ömer, ona: " Demek sen de böyle düşünüyorsun?! Allah aşkına! Resûlullah aleyhisselamdan, 'İmamlar Kureyş'tendir! ' buyurduğunu sen işitmedin mi?" diye sordu.

Beşir b. Sa'd: " Vallahi evet! İşittim. Benim bumumu indirdin! " dedi.

Hazret-i Ömer: " Öyleyse, sen ne diye öyle konuşuyorsun?! " diyerek ona çıkıştı. 476

Ensarın hatibi Sabit b. Kays, kalkıp Ensarın faziletlerini dile getirdi. 477

Hazret-i Ebu Bekir, Allah'a hamd-ü senada bulunduktan sonra: " Ey insanlar! Biz Muhacirler, insanların İslâmiyeti ilk kabul edenleri, soy-sopça en şereflileri, yurtça en üstünleri, yüzce güzelleri, Araplar içinde döl-döşçe insanların çokluk olanları ve akrabalık yönünden de Resûlullah aleyhisselama en yakın bulunanlarıyız.

Biz, sizden önce Müslüman olmuşuzdur! Nitekim, Yüce Allah, İslâm'da birinci dereceyi kazanan Muhacirler ve Ensar ile onlara güzellikle tâbi olanlar yok mu?' buyurmuş ve Kur’ân'da sizden önce anılmışızdır. Biz, Muhacirleriz! Sizler de, dinde bizim kardeşlerimiz, ganimetlerde bizim ortaklarımız, düşmanlara karşı da yardımcılarımızsınız! Bizi sizler barındırdınız, bize iyilikler ettiniz!

Allah sizleri hayırla mükâfatlandırsın! Biz emîrleriz, sizler de vezirlersiniz! 478

Ey Ensar cemaati! 479 Yüce Allah taştan yontulmuş, ağaçtan yapılmış türlü türlü putlara tapan ve onları Allah katında kendileri için şefaatçi ve yararlı sayan insanları Allah'a ibadet ettirmek ve O'nun birliğine inandırmak için Muhammed aleyhisselamı peygamber ve ümmeti üzerine şahit olarak gönderdi. İsterseniz okuyunuz! 480 'Onlar, Allah'ı bırakıp, kendilerine ne bir zarar, ne de bir yarar veremeyecek olan şeylere taparlar! Bir de 'Bunlar Allah yanında şefaatçilerim izdir! ' derler. ' [Yunus: 18]

" ... Biz bunlara ancak bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye tapıyoruz! ' derler' [Zümer: 3]." 481

Hazret-i Ebu Bekir, konuşmasına şöyle devam etti: " Atalarının dinini bırakmak Araplara çok ağır geldi.

Yüce Allah, Resûlünün kavminden, Resûlünü tasdik ve ona imanı, maddî hiçbir karşılık beklemeksizin iyilik etmeyi, kavminin en ağırzulüm ve işkencelerine ve yalanlamalarına onunla birlikte katlanmayı ilk olarak Muhacirlere tahsis ve nasip etti.

Onlar, Resûlullah ile görüşmelerine bütün halk muhalif oldukları, kendilerine kin ve düşmanlık besledikleri ve aleyhlerinde birleştikleri halde, sayıca az oluşlarından korkmadılar!

Yeryüzünde hiçbir şeyi şerik koşmadan Allah'a ilk ibadet olan, Allah'a ve Resûlüne ilk iman eden onlardı! Onlar, Resûlullahın dostları ve kabile halkıdırlar! Resûlullahtan sonra da, bu işe, insanların en çok lâyık ve müstahak olanıdırlar! Onlarla bu hususta çekişmeye ancak zalim ve haksız olanlar kalkışabilirler! " dedi482 ve Ensar hakkında inen âyetlerden ve Peygamberimiz aleyhisselamın onlar hakkındaki hadislerinden okumadık âyet ve hadis bırakmayarak: " Resûlullah aleyhisselamın; 'Bütün insanlar bir vadi yolunu tutup gitseler, Ensar da bir vadi yolunu tutsa, ben Ensarın tuttuğu vadi yolunu tutarım! ' buyurduğunu biliyorsunuzdur! 483 Ey Sa'd! Resûlullah aleyhisselamın yanında oturduğun sırada, 'Kureyşîler bu işin yöneticileridir! İnsanların iyileri, iyilerine uyarlar! Kötüleri de, kötülerine uyarlar! ' buyurduğunu sen de biliyorsun! " dedi.

Sa'd b. Ubâde: " Doğru söyledin! Biz vezirleriz, sizler de emîrlersiniz! " dedi. 484

Hazret-i Ebu Bekir, konuşmasını şöyle sürdürdü: " Ey Ensar cemaati! Ensarın dindeki hizmet üstünlüğünü ve İslâmiyeti kabulde yarışa girişlerinin büyüklüğünü hiç kimse inkâr edemez! Allah, dinine ve Resûlüne yardım eden sizlerden razı olmuş ve Resûlünü size hicret ettirmiş, zevcelerini ve ashabını içinizde ululamışûr! İlk Muhacirlerden sonra, bizim katımızda sizden başka üstün mevkilisi yoktur! Biz emirleriz, sizler de vezirlersiniz! Biz size danışmayı kaçırmaz ve hiçbir işi sizsiz yapmayız! 485

Ey Ensar cemaati! 486 Sizler, dile getirdiğiniz hayır ve iyiliklerin ehlisiniz! Fakat, bütün Araplar bu işe şu Kureyş kabilesinden başkası için hak tanımazlar! 487 Kureyşîler soy-sopları ve yurt kutsallığı bakımından Arapların eftiali ve üstünüdürler. 488 Akrabalıkyönünden de Resûlullah aleyhisselama daha yakındırlar! 489 Araplar ancak şu Kureyş kabilesi için dine girmişlerdir! 490 Sizin ileri gelenleriniz, Resûlullah aleyhisselamın 'İmamlar Kureyş'tendir! ' buyurduğunu biliyorlardır!

Peygamber aleyhisselam: 'Bu iş benden sonra Kureyş'tedir! ' buyurmuştur. Sizler İslâm'da bizim kardeşlerimiz, dinde ortaklanmızsınız! Sizler bize yardım ve iyilik ettiniz! 491 Bizi barındırdınız, kendinize ortak yaptınız! 492 Sizler bize insanların en sevgilisisiniz! " dedi.

Hubab b. Münzir: " Biz sizi de, üstünlüğünüzü de biliyoruz! 493 Ben, Ensarın kaşınıp rahatlayacakları dayanağı, yararlanacakları meyvalı budağıyım dır! Başları derde girdikçe, onlar bana başvurur; benim görüş, tedbir ve yardımlarımla rahata kavuşurlar! 494 Ey Kureyş cemaati ! 495 Bizden bir emîr, sizden de bir emîr olacaktır! " dedi. 496

Hazret-i Ömer: " Bir kında iki kılıç iyi olmaz! Emirler bizden, vezirler sizden! 497 Bir kında iki kılıç birleşmez! " dedi498

Hazret-i Ebu Bekir: " Hayır! Biz emîrleriz, sizler de vezirlersiniz! " dedi.

Hubab b. Münzir " Hayır! Vallahi, bu dediğini kabul etmeyiz! 499 Ey Ensar cemaati! Siz emîrinizi kendinizden seçiniz! İçinizde, gölgenizdeki insanlar size aykırı davranmaya cesaret edemeyeceklerdir! Hatta, sizin görüşünüz dışında hareket etmeyeceklerdir! Çünkü, sizler izzet, servet, sayı, kuvvet, tecrübe, cesaret, yiğitlik. , gibi birçok üstün vasıflara sahipsiniz! Halk ancak sizin ne yaptığınıza bakacaktır! Sakın bu hususta anlaşmazlığa düşmeyiniz ve görüşlerinizi bozmayınız! Onlar, ancak 'Bir emîr bizden, bir emîr de sizden! ' dediğinizi işitsinler! 500 Ey Ensar cemaati! Elinizdekine sahip olunuz! Şunun (Hazret-i Ebu Bekir'in ve Hazret-i Ömer'in) ve arkadaşlarının sözlerini dinlemeyiniz! Onlar sizin bu işteki nasibinizi gideriyorlar! Onların sizden istediklerini kabule yanaşmayınız! Kendilerini bu beldelerden sürünüz! Onlara bırakacağınız bu işe, vallahi siz onlardan daha çok lâyık ve müstahaksınız! " dedi. 501

Hazret-i Ömer, ona: " Allah seni kahretsin! " dedi.

Hubab b. Münzir " Hayır, seni kahretsin! " diye karşılık verdi. 502 Hazret-i Ömer Peygamberimiz aleyhisselamın sağlığında Hubab b. Münzir'le çekişmiş, Peygamberimiz aleyhisselam da onunla çekişmekten kendisini men etmişti.

Hazret-i Ömer bir daha ona kötü söz söylememeye yemin etmiş bulunuyordu. Bunun için, Hubab b. Münzir'e söyleyecek söz bulamadı. 503

Hazret-i Ebu Bekir: " Sizler, Muhacir kardeşlerinize Allah'ın fazlından ihsan ettiği şeyi kıskanmaya kalkışmayınız ! 504 Size yaraşan, böyle yapmamaktır! " dedi. 505

Hubab b. Münzir: " Ey cemaat! Vallahi, biz bu işin size verilmesini kıskanıyor değiliz! Fakat, biz babalarını ve kardeşlerini öldürmüş olduğumuz cemaatin iş başına geçirilmesinden korkuyoruz! 506

Biz ne seni kıskanıyoruz, ne de arkadaşlarını!

Fakat, idare öldürmüş bulunduğumuz kavmin eline geçer de, onlar bize karşı kin ve düşmanlık beslerler diye korkuyoruz! " dedi. 507

Ensarın hatipleri ayağa kalkarak: " Ey Muhacirler cemaati! Resûlullah aleyhisselam sizlerden birini bir yere gönderdiği zaman, bizden de bir adamı onun yanına katardı. Biz, bu işin de iki kişiye verilmesi gerektiğini sanıyoruz. Bir adam bizden, bir adam da sizden olsun! " dediler.

Ensardan Zeyd b. Sabit kalkıp: " Resûlullah aleyhisselam, Muhacirlerdendi. Biz de, Resûlullah aleyhisselamın yardımcıları idik. Onun yerine geçirilecek olanın da yardımcısıyız! " dedi.

Hazret-i Ebu Bekir: " Allah sizleri hayırla mükâfatlandırsın! Ey Ensar cemaati! Bu sözünüzde sebat ediniz! Vallahi, bundan başka türlü söylerseniz, sizinle anlaşanlayız! " dedi. 508

Ebu Ubeyde b. Cerrah: " Ey Ensar cemaati! Sizler, yardım edenlerin, barındıranların ilki olmuştunuz! Sakın bunu değiştirenlerin de ilki olmayınız! " diyerek seslendi. 509

Ensardan Ebu Numan Beşir b. Sa'd ayağa kalkıp: " Ey Ensar cemaati! Bizim vallahi bu dini kabulde yarışmaktan ve din yolunda müşriklerle çarpışmaktan maksadımız ancak Rabbimizin rızasını ve Peygamberimiz aleyhisselama itaat faziletini kazanmaktı. Bize bu yolda ne insanlara hâkim olmak, ne de dünya ve dünya malı yaraşır! Allah bize bu hususta velinimet ve nimettir. Biliniz ki; Muhammed aleyhisselam Kureyş'tendir. Onun kavmi de, bu işe herkesten daha çok lâyıktır ve önce gelir! Vallahi hiçbir zaman bu işte Allah beni onlarla niza eder, çekişir halde görmeyecektir! Allah'tan sakının! Onlara ne aykın davranın, ne de onlarla çekişin! " dedi. 510

O sırada, Ensardan Numan b. Beşir, Übeyy b. Ka'b'a giderek kapısını çaldı. Übeyy b. Ka'b elbisesine bürünmüş olarak dışarı çıktı.

Numan b. Beşir " Ben seni ne diye evinin kapısını üzerine kapatıp evinde oturmuş görüyorum! ? Halbuki şu senin kavmin Benî Sâidelerin içinde bulunuyor ve Muhacirlerle çekişip duruyorlar?! Haydi, hemen kavminin yanına git! " dedi.

Übeyy b. Ka'b hemen çıkıp Beni Sâidelerin suffasında toplanmış bulunan Ensarın yanına vardı.

Onlara: " Vallahi siz bu yönetim işinden hiçbir şeye müstahak değilsiniz! Bu iş, sizin dışınızda, (Hazret-i Ebu Bekir'le Hazret-i Ömer'e eğilerek) şu iki zâta aittir! Sonra üçüncüsü öldürülecek, yönetim çekilip alınarak orada olacak! " dedi ve " orada" derken de eliyle Şam tarafına işaret etti. 511

-------------------------------------

448. İbn Kuteybe, el-İmâme re's-siyâse, c. 1, s. 12-13, Taberî, Târih, c. 3, s. 207-208, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 328.

449. Taberi, c. 3, s. 208, İbn Esîr, c. 2, s. 328.

450. İbn İshak, İbn Hişam, Sıre, c. 4, s. 303-304, Beyhakî, Delâil, c. 7, s. 224, İbn Esîr, c. 2, s. 321.

451. Vâkıdî, Megâzî, c. 3, s. 1120, İbn Sa'd, Tabakât, c. 2, s. 191, Taberî, c. 3, s. 197.

452. Musa b. Ukbe'den naklen Muhibbut-Taberî, Rıyâdu'n-nadrâ, c. 1, s. 213.

453. İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 4, s. 307, Muhibbut-Taberî, c. 1, s. 212, 213.

454. Taberî, Târih, c. 2, s. 208, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 328-329.

455. Taberî, Târih, c. 3, s. 208.

456. İbn İshak, c. 4, s. 307, Ahmed, Müsned, c. 1, s. 55.

457. Taberî, c. 3, s. 208, Muhibbut-Taberî, c. 1, s. 213.

458. İbn Sa'd, Tabakât, c. 2, s. 269, Buhârî, c. 4, s. 194, Belâzurî, Ensâb, c. 1, s. 580, Taberî, c. 3, s. 208.

459. Zühri, Megâzî, s. 141, İbn İshak, c. 4, s. 309, Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 442, Ahmed, c. 1, s. 55.

460. İbn Abdi Rabbih, Ikdu'l-ferid, c. 4, s. 257, Belâzurî, c. 1, s. 581.

461. Zührî, Megâzî, s. 141, İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 4, s. 309, Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 442, Ahmed, Müsned, c. 1, s. 55.

462. Ahmed, 11, ş. 56, İbn Abdi Rabbih, Ikdu'l-ferîd, c. 4, s. 257, Belâzurî, Ensâb, 11, s. 581.

463. Zühri, s. 141, İbn İshak, c. 4, s. 309, Abdurrezzak, c. 5, s. 442, Ahmed, c. 1, s. 56.

464. İbn Abdi Rabbih, c. 4, s. 257, Belâzuri, c. 1, s. 281.

465. İbn İshak, c. 4, s. 309.

466. Taberî, c. 3, s. 193.

467. Zühri, s. 141, İbn İshak, c. 4, s. 309, Abdurrezzak, c. 5, s. 442-443, Ahmed, c. 1, s. 56.

468. İbn İshak, c. 4, s. 309, Ahmed, c. 1, s. 56.

469. Abdurrezzak, c. 5, s. 443.

470. İbn İshak, c. 4, s. 309, Abdurrezzak, c. 5, s. 443, Ahmed, c. 1, s. 56.

471. İbn Abdi Rabbih, Ikdu'l-ferid, c. 4, s. 257, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 581.

472. İbn Sa’d, Tabakâtü'l -kübrâ, c. 3, s. 182, Belâzuri, c. 1, s. 581 -582.

473. İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 4, s. 310, İbn Sa'd, c. 3, s. 182, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 56, İbn Abdi Rabbih, c. 4, s. 257.

474. İbn Abdi Rabbih, c. 4, s. 257, Belâzuri, c. 1, s. 581-582.

475. Ahmed, c. 1, s. 21, Belâzuri, c. 1, s. 580.

476. Belâzurî, Ensâb, c. 1, s. 584.

477. Yâkubî, Târîh, c. 2, s. 123.

478. İbn Abdi Rabbih, Ikdu'l-ferid, c. 4, s. 58-59.

479. Zühri, Megâzî, s. 142, Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 443.

480. İbn Kuteybe, el-İmâme ve's-siyâse, c. 1, s. 14, Taberi, Târih, c. 3, s. 208, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 329.

481. İbn Kuteybe, el-İmâme ve's-siyâse, c. 1, s. 14, Taberi, Târih, c. 3, s. 208.

482. İbn Kuteybe, c. 1, s. 14, Taberi, c. 3, s. 208, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 328.

483. Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 5, Taberî, c. 3, s. 199, Heysemî, Mecmau’z-zevâid, c. 5, s. 191.

484. Ahmed, c. 1, s. 5, Taberî, c. 3, s. 199.

485. İbn Kuteybe, el-İmâme ve's-siyâse, c. 1, s. 14-15, Taberî, Târih, c. 3, s. 208, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 329.

486. Zühri, Megâzî, s. 142, Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 443.

487. Zühri, s. 142, İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 4, s. 310, Abdurrezzak, c. 5, s. 443, Belâzuri, Ensâb, c. 1, s. 584.

488. Zühri, s. 142, İbn İshak, c. 4, s. 310, Abdurrezzak, c. 5, s. 443, İbn Sa'd, Tabakât, c. 2, s. 269, Ahmed, c. 1, s. 56, Buhâri, c. 4, s. 194, Belâzurî, c. 1, s. 582.

489. Belâzurî, c. 1, s. 582.

490. İbn Abdi Rabbih, c. 4, s. 59, Belâzuri, c. 1, s. 582.

491. İbn Abdi Rabbih, c. 4, s. 59, 258, Belâzuri, 11, s. 582.

492. Belâzurî, c. 1, s. 582.

493. Belâzurî, Ensâb, c. 1, s. 584.

494. İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 4, s. 310, Abdurrezzak, Musannef, c. 5, s. 444 445 Ahmed, Müsned, c. 1, s. 56, Belâzuri, c. 1, s. 84.

495. İbn İshak, c. 4, s. 310, Abdurrezzak, c. 5, s. 444.

496. İbn İshak, c. 4, s. 310, Abdurrezzak, c. 5, s. 444, İbn Sa'd, Tabakât, c. 2, s. 269, Ahmed, c. 1, s. 56, Buhârî, c. 4, s. 194.

497. Zühri, Megâzî, s. 142, Abdurrezzak, c. 5, s. 444.

498. İbn Kuteybe, el-İmâme ve's-siyâse, c. 1, s. 15, Taberi, c. 3, s. 209.

499. İbn Sa'd, c. 2, s. 269, Buhârî, c. 4, s. 194.

500. İbn Kuteybe, c. 1, s. 15, Taberi, c. 3, s. 209, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 329.

501. İbn Kuteybe, el-İmâme ve's-siyâse, c. 1, s. 15, Taberi, Târih, c. 3, s. 209, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 330.

502. Taberi, c. 3, s. 209, İbn Esîr, c. 2, s. 330.

503. İbn Kuteybe, c. 1, s. 15.

504. İbn Abdi Rabbih, Ikdu'l-ferid, c. 4, s. 59, 258, Belâzuri, Ensâb, c. 1, s. 582.

505. Belâzurî, c. 1, s. 582.

506. İbn Sa'd, c. 2, s. 182.

507. Belâzurî, c. 1, s. 582.

508. Muhibbut-Taberî, Rıyâdu'n-nadrâ, c. 1, s. 216-217, Heysemî, Mecmau'z-zevâid, c. 5, s. 183.

509. İbn Kuteybe, el-İmâme ve’s-siyâse, c. 1, s. 16, Taberi, c. 3, s. 209, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 30.

510. İbn Kuteybe, el-İmâme ve’s-siyâse, c. 1, s. 16, Taberi, Târih, c. 3, s. 209, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 330.

511. İbn Abdi Rabbih. Ikdu'l-ferid. c. 4. s. 259